|
DİŞ HEKİMLİĞİNDE HİPNOZ (HİPNODONTİ) :
Genellikle hastalar diş hekiminin söylediklerini yerine getirmeye alışıklardır. Ağzınızı açınız, kapayınız, ısırınız, gibi telkinleri kabul etmeleri büyük avantajdır. Hafif bir transın bile elde edilmesi, hastanın rahatlaması, gevşemesi, korkularını yenmesi için yeterlidir. Diş hekiminin hastaları genellikle psişik yönden normal kişilerdir. Nörotiklerde görülen hipnoza direnç söz konusu olmadığından, bir psikiyatriste göre başarı oranı daha yüksektir. Dikkat edilmesi gereken nokta hipnozun kontrendike olduğu psikozların ayırımını yapmaktır. Çünkü hipnoz psikoz eşiğinde olan kişilerin psikoza girmesine sebep olabilir. DİŞ HEKİMLİĞİ TEDAVİLERİNDE HİPNODENTAL UYGULAMALAR Hızla değişen ve gelişen psikolojik yaklaşımlar, hasta-hekim ilişkilerine yeni boyutlar kazanmaktadır. "Önce insan" ilkesinden yola çıkıldığında; oral kavite ile ilgili pek çok sorunun çözümünde ve ağız-diş sağlığının kazanılmasında psişik faktörler hastaya kolaylıklar sağlar. Yaşayarak veya işiterek kazanılan dental fobiler insanoğlunu tedaviden kaçırmaktadır. Ta ki; dayanılmaz ağrı ve sıkıntılar, yaşamı karartıncaya kadar. Can havli ile fotöye oturan hasta, acil sorunun çözümünden sonra ikinci bir ağrıya kadar hekimden kaçmaktadır. Diş hekimi fobisi, insanların ağız sağlığını tehdit edici boyutlara ulaşabilir. Bu fobi yüzünden diş hekiminden uzun süre kaçan hastalar, çeşitli sorunlarla karşılaşırlar. Genellikle bu fobinin sebebi, kendisi veya bir yakının geçirdiği kötü bir deneydir. Uzun süren ağrılı bir deneyim ardından, her geçen gün endişe katlanarak büyür ve sonuçta fobi oluşur. Artık hasta istese de tedavisinin yaptıramayacak hale gelir. Oral kaviteyle ilgili davranış bozuklukları diş tedavisinin yapılmasında büyük bir engel olabilir. En sık görülen sorunlar, diş tedavisinin yarattığı anksiyete ve korkudan kaynaklanır. Bazı hastaların anksiyetesi o kadar fazla olur ki, rutin diş tedavisi sırasında yapılan tüm girişimler olanaksızlaşır (Berggren ve Karlson 1986, Eli ve Klienhauz 1985, Eli, Klienhauz ve Bar-Gil 1983, Klienhauz, Eli ve Rubinstein 1985, Milgrom, Weinstein, Klein-Knecht ve Getz 1985). Bu tür hastalar için tanımlanan tedavi teknikleri; genel anestezi, nitrözoksit (N2O), davranış tedavisi, gevşeme ve hipnozdur (Berggren ve Karlson 1986, Berggren ve Linde 1984, Eli ve Kleinhauz 1985, Eli, Kleinhauz ve Bar-Gil 1984, Eli ve arkadaşları 1983, Kleinhauz ve arkadaşları 1985, Milgrom ve arkadaşları 1985, Todd ve Walker 1980). Hipnorelaksasyon ve hipnoz bu tür hastalarda çeşitli davranış tekniklerinin uygulanması için güçlü yöntemlerdir. KORKU VE KAYGI Problem Diş hekimliğinde korku ve kaygı yaygın bir problemdir. Yapılan bir çalışma, diş hastanelerinde tedavi gören hastaların %46'sı, genel diş uygulamaları ve cerrahi operasyonlar sırasında kaygı içinde olduklarını göstermiştir. Geleneksel Yönetim Diş hekimi korkusu ve kaygısı olan hastalar geleneksel yöntemlerde pek çok tekniklerden yararlanmaktadır. Yönetim işinde iki anahtar özellik şunlardır: Klinisyen lokal anestezi ve gerekiyorsa ilaç tedavisinin etkili kullanımına olanak verecek çocuğun kendisini rahat hissedebileceği bir çevre yaratır. Yukarıdaki durumun başarısız olması halinde son çare olarak genel anestezi kullanılır. DİŞHEKİMLİĞİNDE HİPNOZ ENDİKASYONLARI 1- Hipnodental Tedavi Endikasyonları: • Hastanın sakinleşmesinde ve korkuların giderilmesinde hafif bir transta bile rahatlık ve gevşeme olur. Hastanın ortodontik ve protetik apareylere alıştırılmasında hastaya uygulanan apareyin kendisine sağlayacağı yararlar anlatılır, onları severek kullanacağı, ilk dönemde ağızda oluşan yabancılık ve fazlalık hissinin çok çabuk geçeceği telkin edilerek hastanın proteze adaptasyon dönemi çok hızlandırılabilir. • Uzun çalışmalar sırasında hastanın rahatının sağlanmasında bir cerrahi operasyon veya kanal tedavisi gibi ağzın uzun süre açık kalması, istenilen durumlarda hem hasta, hem de hekim için zorluklar vardır. Hipnoz altında ise bu sorun tamamen çözülebilir. • T.M.E. disfonksiyonlarında kullanımı: T.M.E. disfonksiyonlarının en önemli sebepleri arasında olan bruksizm ve kas kontraksiyonlarının temelinde stres yatmaktadır. Hipnoz ile kişinin kendini kontrol etmesi ve rahatlaması sağlanabilir. Diğer kullanım alanları: Hipnoz, fasial paralizi ve trigeminus nevraljisinde yardımcı bir tedavi metodudur. İlaç tedavisinin yanı sıra hipnotik telkinlerle hastanın ağrı eşiği ve morali yükseltilip kan dolaşımı hızlandırılır. Çiğneme fonksiyonunu dengelemek amacıyla da hipnoz uygulanabilir. 2- Operatif Endikasyonlar: • Anestezi ve analjezi sağlanmasında: Ağrı eşiği en basit telkinlerle bile yükseldiğinden en basit telkinler altında bu durum çok daha belirginleşir. Hoş olmayan çalışmaların unutturulmasında: En az orta derecede transa girmiş bir hastaya operasyon bittikten sonra “biraz sonra sizi hipnozdan çıkaracağım, kalktıktan sonra bu seansta yapılan hiçbir şeyi hatırlamayacaksınız” şeklinde telkin verilir. • Bulantı refleksinin kontrolünde: Bulantı refleksi mesleğimizde önemli bir sorundur. Bu yüzden dişini bile fırçalayamayan kişilerde ölçü almak bazen imkansız hale gelmektedir. Ölçüsü alınmadığı için veya yapılmış protezi takamadığı için protez kullanmaktan vazgeçen ve tedaviden kaçan hastalarla hepimiz karşılaşırız. Bu hastaların tedavisinde de hipnoz çok başarılı sonuçlar vermektedir. • Tükrük akımının ve kanamanın kontrolünde: Bir kimsenin derisinde örneğin yüzünde hipnotik telkinle hiperemi oluşturabilir, yani kapiller damarlar kontrol edilebilir, o halde aynı mekanizmayla kontrol altına alınabilir. Derin transa giren bazı hastalarda oluşabildiği halde bazı kimselerde oluşmadığından bu konu tartışmalıdır. • Alerjinin kontrol edilmesinde: Bütün lokal anesteziklere alerjisi olan kişilerde hipnoz bazen tek çare olmaktadır. Bu durumdaki hastalar eğer derin hipnoza giriyorlarsa bütün tedavileri Bilinçli Hipnoz altında rahatlıkla yapılabilir. SONUÇ OLARAK: Diş hekimliğinde neden Bilinçli Hipnoza gerek duyuluyor? Her hastanın cerrahi müdahale yapılabilecek düzeyde Bilinçli Hipnoz altına gireceği şartı yoktur. Ancak hastaların çok büyük kısmını (%90’ı) diş hekimi ve fotöy korkusundan arındırmakta, tedavi olmaya hazırlanabilmektedir. Hasta, karşılaştığı ürkeklik ve stresi atabilmekte, ağız açıklığı süresini yorulmadan uzatabilmekte ve bu sırada tükrük miktarını asgari derecede tutabilmektedir. Herşeyden önce hastayı fevkalade rahat ve huzurlu olarak koltuğa bizden korkmadan oturtabiliyoruz. Hipno anestezi olarak kullanmanın gereğine gelince: • Bazı kişilere bilhassa adrenalinli anestezik solüsyonların yapılması güçlük ve imkansızlığı, kalp ve Basedow hastalığı gibi rahatsızlıklarda ve diğer anestezinin tıbben kontrendike olduğu vakalar ile hastaların iğne korkusuna karşın Bilinçli Hipnozu anestezi yöntemi olarak kullanıyoruz. •İşte bu konular Bilinçli Hipnozu, bir anestezi endikasyonu durumuna sokmuştur. Bilinçli Hipnoz altına aldığımız kişiyi korkularından arındırıp, rahat, huzurlu, sakin olmasını temin ediyor ve %25’e varan vakalarda da Bilinçli Hipnozu cerrahi müdahalelerde anestezi yerine uyguluyoruz. • Keza Bilinçli Hipnoz ile yapılan müdahalelerde kanamayı kontrol altında tutuyoruz. • Her ne maksatla ve hangi cins ölçü maddesi ile alınırsa alınsın bulantı refleksinin önlenmesinde, (burada kasıt özellikle protezlerin kullanma başlangıcında meydana gelen bulantılardır) kron, köprü çalışmaları sırasında dişler möllenirken meydana gelen acı ve nahoş koku sorununun çözümlenerek, kron köprüleri simante ederken ve daha sonra meydana gelen aşırı hassasiyeti kaldırmada, tedavi gayesi ile kavite açılması pulpa ve kanal extirpasyonlarında kısaca tüm işlemler sırasında aşırı tükürük salgısının azaltılmasında, çalışma ortamının huzur ve sükunet içinde geçirilmesinde Bilinçli Hipnozdan gereğince yararlanıyoruz. |